AİLE KONUTU

 

Av. M. Kıvanç CAN                                                        İstanbul – 2014

                                                              

 Tüm hukuk sistemlerinde en temel haklardan sayılarak yasa koyucular tarafından koruma altına alınan, aile hayatı için yadsınamayacak bir değere haiz olan ‘aile konutu müessesini’ ve ‘unsurlarını’, TMK. 194. maddesi ışığında bu makalemizde değerlendireceğiz.

 

 22.11.2001 tarihinde kabul edilen 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte 1926 yılından beri yürürlükte olan 743 Sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlükte kaldırılmış ve hukuk hayatımızda yeni bir dönem başlamıştır. Bu kanunun getirdiği yeniliklerden biride aile konutu kavramıdır.

 

Aile konutunun kanunda tanımı yapılmamakla beraber, kanunun gerekçesinde aile konutuna ilişkin bir tanıma yer verilmiştir. Aile konutu gerekçede ‘eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı anılarla dolu bir mekân’ olarak tanımlamıştır.

 

Yargıtay da ‘Aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri acı tatlı günlerini yaşadıkları, yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları mekânlardır. Aile konutu tektir.’  Yüksek mahkemenin aile konutunun bir tane olabileceği görüşüne de katılmaktayız. ( bkz. Y. 2. HD. 2.2.2006 tarih 2005/16473 E. ve 2006/799 K. sayılı ilamı)

 Aile konutunun TMK. 194. maddesi uyarınca korunması, evlilik birliğinin sona ermesine kadar devam edeceği doktrinde de tartışmasızdır. Evlilik birliğinin boşanma, iptal veya ölümle son bulması halleri ile tarafların ortak iradesi neticesinde aile konutundan taşınmaları ve taşınmazın yok olması durumlarında yasal korumanın da son bulacağı sabittir.

 Evlilik kurumunu bir arada sürmesini sağlayan ve aileyi bir çatı altında toplayan en önemli unsurlardan birisi aile konutudur. ( Sezer Çabri, Çetingil ve Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007 S.403 )  Sadece eşlerden birinin mülkiyetinde olsa bile, aile konutu tüm aile bireylerince kullanılmakta, yani tüm aile bireylerinin aile konutu üzerinde birlikte zilyetlikleri söz konusu olmaktadır. ( Mehmet Beşir Acabey ‘Yasal Mal Rejimleri’ s. 62-63 )

 Kanun koyucu iş bu gerekçelerle aile konutu üzerinde ki tasarruflara TMK. 194. maddesi ile ‘sınırlama’ getirmektedir. ‘Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerinde ki hakları sınırlayamaz.’ İş bu yasal düzenlemenin amacı, özelikle evlilik birliğinin sorunlarla karşılaştığı dönemlerde aile konutu üzerinde hak sahibi olan eşin bu hakka dayanarak yapacağı kötü niyetli işlemlere karşı, aile konutu üzerinde hak sahibi olmayan eş ve çocukları korumaktır.

 

Kanaatimize göre; TMK. 194 maddesinde yer alan sınırlama bir tasarruf yetkisi sınırlamasıdır. Bu sınırlamanın üçüncü kimselere karşı hüküm ifade etmesi için tapu siciline şerh verilmesi zorunludur.

 Bize göre, tapu siciline şerh verilmeyen aile konutlarının üçüncü kimselere satılmasından veya sınırlı ayni hak tesis edilmesinden sonra, kural olarak bu kimselere karşı hiç bir şekilde hak iddia edilmesi mümkün olmamalıdır.

 Tapu siciline güven ilkesi bu sonucu gerektirmektedir. Ancak istisnai olarak, konutu satın alan veya üzerinde sınırlı bir ayni hak tesis eden kimsenin gerçek durumu, yani burasının ‘aile konutu’ olarak kullanıldığını bilmesi, bu kimsenin iyi niyetini bertaraf edeceğinden, bu kimsenin ayni hak kazanmasına engel olacaktır.

 Şerh verilmeden aynı etkinin sağlanabileceğinin ileri sürülmesi ve şerhin sadece, yolsuz tescile dayalı olarak hak iktisap etmek isteyen kimselere karşı hüküm ifade edeceğinin kabul edilmesi bizce doğru değildir. Aile konutu şerhi verilmesinin son derece basit işlemler üzerine, örneğin muhtardan alınacak belgeye dayanılarak verilecek olması da görüşümüzü destekler niteliktedir. Ayrıca tasarruf yetkisi sınırlaması görüşü kabul edilmeyecek ve tapu siciline güven ilkesine sınırlama getirilecek olursa, bir konut satın alacak kimseye, satın almak istediği konutun boş durumda olması, kesinlikle içinde malikinin oturduğu konutları satın almaya yönelmemesi ve şayet konut maliki tarafından boşaltılmış ise, taşınmanın diğer eşin rızası ile yapılıp yapılmadığını araştırması tavsiye edilmek zorunda kalınacaktır. ( Yrd. Doç. Dr. Yusuf Büyükbey )

   Neticeten; TMK. 194. maddesinde ki sınırlamanın bir tasarruf yetkisi sınırlaması olarak kabul edilmesi durumunda, hem tapu siciline güven prensibi korunmuş olacak, hem de Kanun Koyucunun TMK. 194. maddesi ile elde etmek istediği amaç rahatlıkla gerçekleşmiş olacaktır.  

 

  

Tüm Hakları Saklıdır
        Artı Avukatlık Bürosu 

.